Text

Musicincolors’ın bu haftaki konuğu: Melike Çömlek

Zoey Van Goey - City Is Exploding

Eğer Belle & Sebastian konserine gitmeseydim Zoey Van Goey’le hiç tanışamayacaktım. Sadece isabet ve tesadüf değildi ki sahneye Belle & Sebastian’dan önce alt grup olarak çıkan grubun en çok bilinen single’ları ”Foxtrot Vandals”ın prodüktörlüğünü de Stuart Murdoch yapmış. Kendi adıma söyleyebilirim ki konser esnasında sahnede kendi kendilerine bu kadar eğlenen başka bir grup izlememiştim. Şarkı sözleri de en az kendileri kadar eğlenceli. Ama en çok şarkılar arasında ”es” verdiklerinde bahsettikleri şeyleri duymanızı isterdim ;)

”We saw a car with wings today”,

”A guy wanted to make an interview with us today, who is called Christopher, and he did bring us the most delicious cake we have ever tasted”,

”We are not originally from Glasgow”,

”This is our first time in Germany, actually second time in Europe” ;)

İşte tam da bu yüzden yüzünüzde biraz tebessüm yaratmak isterseniz diye Zoey Van Goey’i seçtim.

Belle & Sebastian - I Want The World To Stop

Stuart Murdoch bir dahi ama grubun diğer elemanlarının da ondan aşağı kalır halleri yok. Kocaman bir ordu kadar kalabalık oldukları izlenimini veren bu grup elemanlarının hemen hepsinin çalamadıkları enstrüman olmadığını düşünmüyorum. Renkli sahne ışıkları, en İskoç halleri, en indie soundları onlara yakışan ;)

Sia - Soon We’ll Be Found

Sia’yı ilk duyduğumda tanıdık gelse de süper İngiliz çift Zero 7’nin vokallerinden kulağıma aşina olduğunu sonradan çözmüştüm. Zaten önce şarkıları telaffuzunu ve tabi sesini dinlediğinizde sonra videolara baktığınızda kıyafetleri, saç kesimi, renkli dekoru sizi cezbediyor.

İnsanların şirin ve farklı olmalarının inanılmaz yapmacık olduğu bu devirde bana kalırsa Sia sadece şirin olduğu için değil, müzik yapabildiği için, sesini doğru işlerde kullandığı için farkediliyor. Mesela bir röportajında şunu diyor;

”-Do you see yourself as a pop star?

-No, I’m not on a diet” ;)

Eğer indie müzikten başka sizin kulağınıza fazla pop geldiyse bilemeyeceğim. Ama bence yaptığı müzik toffee apple tadından biraz daha fazlası…

İnatla pop dinlemem diyenleri geçiyorum ama tanımak isteyenlere ==> Letterman, Later With Jools Holland showlarındaki performansları dikkatle izleyin, katıldığı ufak festivallere Youtube’dan göz atın, Twitter yazılarını okuyun, seslendirdiği coverları, yaptığı vokalleri dinleyin, TV serileri (bknz Siz Feet Under) ve film (Spider Man 2, Eclipse, Twilight) soundtracklerini listeleyin, renkli tour bus’ını görün ve tabiki kendi albümlerini indirin diyorum:)

Ane Brun - The Light From One

Ane Brun sesi akustiğe yakışan en güzel bayan vokallerden birisi. Norveçli olmak sesi doğuştan kristalleştiriyor olmalı ;)

(Kaynak: musicalife.org)

Video

Video / Bombay Bicycle Club - “How can you swallow so much sleep”

Ey ahali! Uyanın.

Kar soğuğu, işe gitmeyip yatakta kıvranma isteği. Tüm mazeretleri unutun. Uykunuzu neden bu kadar çok sevdiğinizi ve gece gördüğünüz rüyaları hatırlamaya çalışın. Rüya görmediğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. %99 rüya görmüşsünüzdür aslında.

Çok sevdiğim ve bu yaz bir festivalde izlemeyi umduğum İngiliz grup Bombay Bicycle Club, yönetmen Anna Ginsburg’un yardımıyla şarkısına çok cici bir animasyon klip çekmiş. İnsan klibi izlerken düşünmeden edemiyor.. Keşke uyurken gördüğümüz rüyalar hep bu kadar naif olsa.

Video

Video / The Weeknd - “Montreal”

High5Collective durmak bilmeden, üşenmeden sevdiği sanatçıların unofficial videolarını çekmeye devam ediyor.  2011 yılının en iyi albümleri arasında gördüğümüz “House of Balloons”dan sonra “Echoes of Silence”ı yayınlayan The Weeknd’den Montreal parçasına video çeken High5Collective minimal ve güzel bir klip çekmiş yine.

"happiness exists,when you don’t know a thing"

Video

Jack White’tan “Love Interruption”

Yaşasın! Jack White geri döndü!

White’ın 23 Nisan’da çıkaracağı yeni solo albümü ‘Blunderbuss’tan ilk single’ı ‘Love Interruption’ bu güzel karlı günde içimizi ısıtmak için gelmiş sanki… Açıkçası single’ı The White Stripes,sonrasındaysa The Dead Weather ve The Raconteurs’taki Jack White’la karşılaştırmayarak, önyargısız dinlemek gerek. Sağolsun Jack White kendine özgü müziğiyle yine bizi hayalkırıklığına uğratmadı. Siz de yukarıdaki linke tıklayarak parçayı dinleyebilirsiniz. İyi keyiflenmeler!

(Kaynak: musicalife.org)

Text

Primavera festivali programı açıklandı!

30 Mayıs - 3 Haziran arasında düzenlenecek olan Primavera festivalinin programı dün basın konferansı yoluyla açıklandı. Şayet organizatörler bize bir sürpriz yapmazsa bu sene büyük isimlerden çok daha indie ve daha elektronik isimlerin tercih edildiğini görebilirsiniz. Aeroplane, Beirut, Atlas Sound, Kings of Convenience, Björk, Lower Dens, The XX ve Death Cab for Cutie candır ama sanki bu sene bize istediğimizi veremeyecek Primavera.

Yine de ilgilenenler festival takvimine notunu alsın.

Video

Feist - “Bad in each other”

Feist’ın Metals albümünden en çok duyduğumuz ve en sevdiğimiz şarkısı “bad in each other” bu kez klibiyle karşımızda! Başta görüntüler biraz kafanızı karıştırabilir; ama hikayenin sonunda herkes mutlu sona eriyor.

Text

Avea buluşması notları #3

Avea blogger fikir takımı buluşmaları son hız devam ediyor. Geçtiğimiz ay talihsiz bir şekilde buluşmanın hemen ardından yaşadığım Musicincolors’ın kapatılma olayı o buluşmanın notlarını atlamama sebep olmuş sanki. Yine de buluşmadan çıkan en önemli notları yazdım. Onlara buradan göz atabilirsiniz.

Son Avea fikir takımı buluşmasının konusu “Sihirli Değnek: Müzik Prodüktörü”idi.  Konuşmacılar ise Yüksek Sadakat’in bas gitaristi,prodüktörü ve şarkı yazarı Kutlu Özmakinacı, birçok pop grubunun (Manga, Gripin, Emre Aydın ve nicesi) prodüktörü Haluk Kurosman ve Bon Mod’dan tanıdığımız (aynı zamanda SAE’de akademisyan olan) Doruk Öztürkcan’dı.

Eğri oturup doğru konuşalım. Beni biraz tanıyan bilir, Türk pop müziğine karşı pek sempati besleyen biri değilim. Bunun nedeni ise 90’lardan beri sektörden çok az kaliteli iş çıkmasıdır. Yine de daha çok alternatif kitle olmak üzere sektörü takip ediyorum ve Türkiye’deki prodüktör sıkıntısını biliyorum, duyuyorum. Sony müzik genel müdür Şemsettin bey’in dediği üzere bu ülkedeki grupların albümlerinin çoğunun prodüktörlüğünü bir elin parmağı kadar insan yapıyor. O yüzden bütün sound’lar birbirine benziyor. Böylece günün sonunda herkes sürekli aynı müzikleri dinliyor gibi bir his ortaya çıkıyor.

Kutlu Özmakinacı’nın da dediği gibi..İngiltere’den çıkan bir müziğin sound’unu Türkiye’de bulmak zor; çünkü aynı imkanlara sahip değiliz. Maalesef aynı bilgide insanlara da sahip değiliz. Şahsen prodüktör’ün yaptığı işin boyutları çoğu zaman değişse de gene de bu işi yapanın grubun içinden olmasını doğru bulmuyorum. Bunun sebebi ise basit: grup elemanı olan şahıs aynı zamanda prodüktörlük yapınca çıkan malzemeye karşı objektif bir bakış açısı olmuyor. Eğitimli insan eksikliği yüzünden “herşeyi kendimiz öğrenip, yapalım” algısı ortaya çıkıyor ve yıllarca bu insanların ortaya çıkardıkları malzemelerle yetinmek zorunda kalıyoruz.

Bu buluşmada Kutlu Özmakinacı ve Haluk Kurosman’ın “prodüktörlük” konumlarını samimi olarak eleştirmeleri çok hoşuma gitti. Kendini eleştirmek her baba yiğidin harcı değildir. Hele ki Türkiye’de. Gönül ister daha fazla eğitimli insan olsun, yurtdışındaki gibi prodüksiyon profesyonel ellerde olsun, müzisyenler de kıvranmasın.

Buluşmamızın sonunda hepimizin hemfikir olduğu gibi… Her şeyin başı daha çok müzik tüketmek ve tükettirmek. Cahil bir dinleyiciye sahip olan toplumun  bilgili bir prodüktörü olması ya da sonsuz imkanları olan bir stüdyoya sahip olmasını beklemek hayalperestlikten başka bir şey olmaz. Anlayacağınız müzik konusunda başarılı olmamız için önümüzde uzun bir süreç var.

(Kaynak: musicalife.org)

Text

Röportaj / The Ringo Jets

Sıkı müzik yapan bir grup The Ringo Jets. İddaalılar;ama sessiz ve sağlam adımlarla ilerliyorlar. Rock’n roll ve Punk’a doymak isteyenler bu üçlüyü takip etmeli!

- The Ringo Jets üçlüsü nasıl bir araya geldi? Kısaca hikayenizi anlatır mısınız?

Çok basit hikaye aslında. Bangır bangır müzik yapmak istiyorduk, kimseye de beğendirmek zorunda olmadığımız bir grup olsun istiyorduk. İhtiyaçtan doğdu yani Ringo Jets.

- Bad Influence albümünde hangi coverlar olacak? Bunlara nasıl karar verdiniz?

Bad Influence, yaptığımız müziğin gerçek altyapısını oluşturan kişilerin ve grupların parçalarının yer aldığı bir cover albümü. Dolayısıyla içinde fazlaca Blues, Rock’n Roll, Punk ve Hardcore var. İlla isim vereceksek; The Who, The Beatles, The Sonics, Black Flag ve SS Decontrol diyebiliriz. Hiç beklemediğiniz cover’lar da olacak elbette. Bunları da söylemeyelim, daha zevkli.

Karar verirken zorlandığımız tek nokta çok fazla çalmak isteyebileceğimiz parçanın olmasıydı, liste epey uzundu ve sadece on parça seçmek biraz gözümüzü arkada bıraktı açıkçası.

- 123’ün davulcusu Berke Can Özcan’ın plak şirketi Aisha Records ile çalışmaya başladınız. Çoğu sanatçıbugünlerde plak şirketine karşı ya da gerek görmüyor aslında. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

İlk EP’mizi kendimiz yaptık, zaten d.i.y. denilen mantığı seviyoruz. Bad Influence da d.i.y. olacak. Bunun zevki ayrı, fakat hazır elimizde arkadaşımızın şirketiyle çalışma imkanı varken bunun avantajlarını kullanmakta bir sakınca olmadığını düşünüyoruz. Avantaj derken, plak çıkarabilmek ve yurtdışında konser verebilmek gibi imkanlardan bahsediyoruz elbette. Bunları tek başına yapmak hem çok zor hem de zaman alacaktır. Bizim ise kaybedecek vaktimiz yok, sürekli hareket halinde olmalıyız.

- Önceki EP’deki iş dağılımınız nasıldı? Müzik ve sözleri nasıl yazıyorsunuz?

Genelde stüdyoda takılırken çıkıyor, herkes kendinden birşeyler koyuyor ve parça oluyor. Bunun haricinde evde birkaç riff kaydedilip gelindiği de oluyor ve yine stüdyoda parça haline getiriyoruz. Üstüne de sözler yazılıryor. Kısacası tam grup müziği çıkıyor işte.

- Bad influence’dan sonra bizi ne bekliyor olacak?

Bad Influence, kendi albümümüzden önce bir ısınma turu yerine geçiyor aslında. Bad Influence’ın ardından gelecek olan albüm hakkında ise tek diyebileceğimiz şey, doyurucu olduğu. Gürültülü, kocaman bir albüm.

- Grup olarak en çok kullandığınız kelimeyi/cümleyi öğrenelim desek…

Leş.

- 5 yıl sonra The Ringo Jets’i nerede görmek istersiniz?

Hala sağlam vaziyette, sevdiğimiz müziği seven insanlara konser verirken görmek isteriz. Nerede olursa olsun.

- 3 tane şarkıyı yeniden yorumlayın desek neleri çalardınız?

The Beatles - Yer blues, Fu Manchu - Evil Eye, Buddy Holly and the Crickets - Not Fade Away.

- Bir festivale ömür boyu free pass’iniz olsa hangi festivale olsun isterdiniz?

Roskilde.

- 70’lerden bir grup olma şansına sahip olsaydınız hangi grup olurdunuz? Ve neden?

Bu soru bizi sıkıştırdı çünkü çok fazla grup var, neyse ki 60’lar değil, daha da beter olurdu. O halde, sadeleştirmek gerekirse Thin Lizzy ve Led Zeppelin diyelim. Çünkü gerçekler, zevkliler

Üç kelimede Ringo Jets’i açıklayın.

Deniz, Lale, Tarkan.

- Grubu dinlemek isteyenler sizi ne zaman izleyebilir?

Şu dönem Tarkan Almanya’da olduğu için konserlere ara verdik fakat hiçbirimiz boş durmuyoruz elbette. Albümlerin mix/mastering’leri ile ilgileniyoruz. Bunun haricinde ilk EP’den “Collar”a çektiğimiz klip çıkmak üzere. Konser vermeyi şimdiden özledik, dolayısıyla en kısa zamanda çalmak istiyoruz biz de. Etkinliklerden haberdar olmak isteyenler websitemize bakabilir veya Facebook sayfamıza üye olabilirler.

Text

Nays şeyler / Kablo karmaşıklığına son!

Bir laptop, bir desktop, mouse, iphone tırı vırı derken kablolar çevrenizde dolanmıştır ve bu net bir cinnet sebebidir. Buna son vermek için basit bir kablo bağlayıcı alabilir ya da bu tatlı maymuncuğu edinebilirsiniz. Böylece masanızda birikmiş albümlere odaklanmak daha kolay olur. (wishful thinking!)

Video

Pazar dinletisi / Memoryhouse

Hava buz gibi. Kar yolda. CD ve plakları elden geçirmek için mükemmel bir gün. Bu işi yaparken arka fonda Memory house olsa… Yaz planları gözünüzün önüne gelse… Güneş yüzünüze vururken festivalde olsanız. Elinizde buz gibi soğuk birayla. Hayal etmesi bile güzel. Memoryhouse’u dinlerken benim aklımdan bunlar geçti. Bir de siz dinleyin, bakalım neler düşüneceksiniz…

Toronto’lu ikili Memoryhouse’un ilk albümü “The Slideshow Effect” 28 Şubat’ta Sub Pop’tan çıkıyor olacak. “The kids were wrong” ile anılara dalma ve biraz da huzur aramaya ne dersiniz?